Category Archives: Sağlık Hukuku

Cinsel sorunlar evlilik bitiriyor

Evliliğin olmazsa olmazlarından olan sevgi, saygı, sorumluluk, sadakatin yanında en önemlilerden biridir cinsel birliktelik. Yapılan birçok araştırmaya göre eşler dile getirmeseler de azımsanamayacak kadar çok çift cinsel problemler nedeniyle evliliğini sona erdirmektedir. Kişilerin evlenmesinin sosyal amacı yanında cinsel arzuları tatmin etme, çocuk sahibi olma amacı da vardır.

Aile kurumunun toplumun en önemli müessesesi olduğu şüphesizdir. Aile yapısının sağlıklı bir şekilde devam etmesi için tüm unsurların yanında cinsel birlikteliğin de olması gerekmektedir.

Yıllardır evli olmalarına rağmen cinsel ilişkiyi gerçekleştirememiş birçok çift vardır. Bu durum çiftlerde onarılmaz sorunlar yaratmaktadır. Hiç bir fiziki sorunu olmamasına rağmen eşine ısınamadığını belirterek beraberliği reddeden kişinin haklı olduğunu iddia etmek mümkün değildir. Hukuken de durum aynıdır. Tarafların evliliklerinin üzerinden uzun zaman geçmesi buna rağmen cinsel birliktelik gerçekleşmemiş olması boşanma nedenidir. Cinsel birliktelik gerçekleşmiş olmasına rağmen eşlerden birinin fiziki ve psikolojik nedenlerle daha sonra ilişkiye yanaşmaması, tedavi olmayı reddetmesi de boşanma nedenidir.  Kişi kendisinde bulunan cinsel ilişkiyi engelleyen fiziksel ve psikolojik sorunu tedavi ettirme çabasında olmalı, diğer eşin desteğiyle tedavisine devam etmelidir. Hukukun ve mahkemelerin ailelerin cinsel hayatı ile ilgilenmesi çiftlerin yatak odalarına kadar müdahale etmesinin nedeni Yargıtay kararlarında açıklanmıştır. Yargıtay kararlarında; tarafların fiziksel engelleri olmamasına rağmen psikolojik sebeple de olsa uzun evlilik süresi içinde cindel ilişki kurulamamış olmasının evliliği temelinden sarstığı, birlikte yaşanan uzun süre içinde cinsel ilişkinin başarılamamış olması karşısında, eşler de birbirine karşı haklı bir nefretin en azından isteksizliğin doğacağı, ne zaman gerçekleşeceği belli olmayan ondan sonra da devam edip etmeyeceği şüpheli bulunan cinsel yakınlaşmayı beklemek için eşi zorlamanın açık bir haksızlık olacağı bu nedenle mağdur olan eşin boşanma davası açma hakkı olduğu öngörülmüştür. Eşler sağlıklı şekilde evliliklerini devam ettirmekle yükümlüdür.

Gerekli fedakârlıkları yapmak, sorunların çözümü için beraberce çabalamak evliliğin devamını sağlar. Cinsel beraberlik gerçekleşmemesi nedeniyle boşanma halinin gerçekleşmesi için cinsel ilişkiye yanaşmayan eşin veya fizikken imkansızlığı bulunan eşin tedaviyi reddetmesi sorunun giderilmesine yönelik çaba sarf etmemesi gerekmektedir.  Kişinin tedavi için başvurması ve tedavi süresinin devam etmesi halinde eşin sorun giderme çabasından dolayı aleyhine boşanma davası açılamaz. Mahkeme kararlarından örnek vermek gerekirse;

T.C YARGITAY HUKUK GENEL KURULU

1992/626 Esas 1992/648 sayılı kararında özetle bu duruma değinmiştir. Kadının cinsel organının cinsel birleşmeyi engelleyici bir yapıya sahip olası nedeniyle boşanma davası açılmışsa da davalının vaginoplasti operasyonu sonucu seksüel fonksiyonunu kazanabileceği ve davalının tedaviyi kabul ettiği ancak davacı kocanın davalıyı tedavi ettirmediği anlaşıldığından, bu durum başlı başına boşanma sebebi oluşturmaz, denmiştir.

Evlilikte yaşanan cinsel sorunların bir başka boyutu da cinsel şiddettir. Birçok kadın evlilikleri sırasında cinsel şiddete maruz kalmakta ve kadın için cinsellik ve evlilik çekilmez hal almaktadır. Cinsel şiddete maruz kalan eşin bu ıstırapla evliliğini devam ettirmesi beklenemez. Cinsel şiddete maruz kalan eş boşanma davası yanında cinsel şiddet uygulayan eşinin cezalandırılmasını talep edebilir.

Sonuç olarak bu ve benzeri birçok cinsel sorun evlilikleri yıpratmakta, sona ermesine neden olmaktadır.

Güzellik düşleri hüsrana uğrarsa

Yeni bir yıla girmemize sayılı günler kaldı. Yeni yıla girerken birçoğumuz yeni başlangıçlar için radikal kararlar alırız. Kimimiz hayatımızın tamamında kimimiz de fiziğimizde değişiklik yapmak isteriz. Kendimiz de, fiziğimizde yapacağımız değişiklikler için güzellik salonlarının diyet ve estetik merkezlerinin yolunu tutarız. Bazen her şey yolunda giderken istemediğimiz sonuçlarla da karşılaşmamız mümkündür.

Estetik ameliyatlarının ve estetik müdahalelerin kötü veya beklenilmeyen sonuç doğurmasında, oluşan zararın telafisinde hukuk devreye girer. Hokka gibi bir buruna sahip olmak için estetik operasyon geçiren sonuçta eskisinden daha kötü bir buruna sahip olan kişinin maddi ve manevi zarara uğradığı aşikârdır. Maddi ve manevi zararın tazmini gerekmektedir.

ESTETİK OPERASYONDA HUKUKİ HAKLARINIZ

Estetik operasyon talebinde bulunan kişi ile doktoru arasında yazılı şekilde olmasa dahi bir sözleşme vardır. Sözleşme eser sözleşmesidir. Doktor en iyi sonucu vermeyi eseri meydana getirmeyi taahhüt eder. Hasta ise ücretini ödeyecektir. Doktor tıp ilminin kurallarını gözetip uygulamak zorundadır. Tıbbi gelişmeleri ve yöntemleri takiple yükümlüdür. Aynı zamanda hastayı aydınlatmalı, yaşanabilecek her türlü riski, acı ve komplikasyonları anlatmalıdır. Daha kolay ve zararsız yöntemlerin olması halinde hasta yararına olmak kaydıyla basit yöntemi kullanmak zorundadır. Aynı zamanda işini sadakat ve özenle yapma borcu da vardır. İşi üstlenen doktor tıp biliminin verilerini yanlış ve eksik uygulamışsa, mesleğinin gerektirdiği özel koşullara yeterince ve gerektiği gibi uymamışsa mesleki kusurunun var olduğu kabul edilir. Kusurunun olmadığını ispat yükü hekimindir. Mahkemelerce mesleki kusurun tespitinde uzman bilirkişilerce düzenlenen raporlara da başvurulmaktadır. Hekimin mesleki kusurunun varlığının tespiti halinde mahkeme maddi manevi zarara uğrayan kişinin zararının hekimce tazminine hükmeder.

Yargıtay 15.Hukuk Dairesi 1999/4007 esas ve 1999/3868 sayılı kararında dövme izini sildirmek için başvuran kişinin izinin silinememesi hatta daha çirkin görünüm oluşturması halinde doktoru sorumlu tutmuştur. Gerekçe olarak; eser sözleşmesinde taahhütte bulunan yüklenicinin(doktor)sonuç gerçekleşmezse (Kararlaştırılan, taahhüt edilen görünüm)meydana gelen zarardan sorumlu olacağını belirtmiştir. Bir diş doktorunun kanal tedavisi değil de protez(takma) diş yapması işi ve bir cerrahın tedavi değil de güzellik amacıyla insan vücudu üzerindeki tıbbi müdahale işinin eser sözleşmesinin konusunu oluşturduğunu belirtmiştir.  

Diyet ve zayıflama merkezinde kişinin sağlık durumuna ilişkin gerekli tetkikler yapılmadan uygulanan ağır diyet ve egzersiz programı nedeniyle hayatının sona ermesi ve hastanın bilgisi dışında, yeterli bilgilendirilme yapılmadan sonrasında çok ağır yan etkiler, sağlık sorunları doğurabilecek zayıflama ilacının sürekli hastaya kullandırılması hekimin ve işletmenin hukuki ve cezai sorumluluğunu gerektirir. Hekim zayıflatmak için uygulayacağı tedavi yöntemini, zayıflamak için başvuran kişiye anlayacağı şekilde açıklamak olası olumsuzlukları anlatmakla yükümlüdür. Zayıflatıcı olarak önerilen ilacın ileride çok büyük sağlık sorunlarına neden olabilme ihtimali varsa tüm olası olumsuzluklar anlatılmalı gerekli tedbirler alınmalıdır. Bilgilendirdikten sonra kişinin tedavi yöntemi ile ilgili rızasını almak zorundadır.

Yukarıda bahsettiğimiz haller hekimlerin mesleki kusurlarından, gerekli özenin, dikkatin gösterilmemesinden kaynaklanan zararlara ilişkindir. Yapılan işlem tıbbi kurallara uygunsa hekim tarafından gerekli özen gösterilmiş ve kararlaştırılan taahhüt gerçekleşmişse kişinin beğenmemesi, kendisine yakışmadığını düşünmesi gibi hallerde hekimin mesleki kusurundan bahsetmek mümkün değildir. Bu gibi hallerde zararın doğduğunu iddia ederek hekimleri zor durumda bırakmak hakkın kötüye kullanılmasıdır.