Monthly Archives: Ocak 2010

Cinsel sorunlar evlilik bitiriyor

Evliliğin olmazsa olmazlarından olan sevgi, saygı, sorumluluk, sadakatin yanında en önemlilerden biridir cinsel birliktelik. Yapılan birçok araştırmaya göre eşler dile getirmeseler de azımsanamayacak kadar çok çift cinsel problemler nedeniyle evliliğini sona erdirmektedir. Kişilerin evlenmesinin sosyal amacı yanında cinsel arzuları tatmin etme, çocuk sahibi olma amacı da vardır.

Aile kurumunun toplumun en önemli müessesesi olduğu şüphesizdir. Aile yapısının sağlıklı bir şekilde devam etmesi için tüm unsurların yanında cinsel birlikteliğin de olması gerekmektedir.

Yıllardır evli olmalarına rağmen cinsel ilişkiyi gerçekleştirememiş birçok çift vardır. Bu durum çiftlerde onarılmaz sorunlar yaratmaktadır. Hiç bir fiziki sorunu olmamasına rağmen eşine ısınamadığını belirterek beraberliği reddeden kişinin haklı olduğunu iddia etmek mümkün değildir. Hukuken de durum aynıdır. Tarafların evliliklerinin üzerinden uzun zaman geçmesi buna rağmen cinsel birliktelik gerçekleşmemiş olması boşanma nedenidir. Cinsel birliktelik gerçekleşmiş olmasına rağmen eşlerden birinin fiziki ve psikolojik nedenlerle daha sonra ilişkiye yanaşmaması, tedavi olmayı reddetmesi de boşanma nedenidir.  Kişi kendisinde bulunan cinsel ilişkiyi engelleyen fiziksel ve psikolojik sorunu tedavi ettirme çabasında olmalı, diğer eşin desteğiyle tedavisine devam etmelidir. Hukukun ve mahkemelerin ailelerin cinsel hayatı ile ilgilenmesi çiftlerin yatak odalarına kadar müdahale etmesinin nedeni Yargıtay kararlarında açıklanmıştır. Yargıtay kararlarında; tarafların fiziksel engelleri olmamasına rağmen psikolojik sebeple de olsa uzun evlilik süresi içinde cindel ilişki kurulamamış olmasının evliliği temelinden sarstığı, birlikte yaşanan uzun süre içinde cinsel ilişkinin başarılamamış olması karşısında, eşler de birbirine karşı haklı bir nefretin en azından isteksizliğin doğacağı, ne zaman gerçekleşeceği belli olmayan ondan sonra da devam edip etmeyeceği şüpheli bulunan cinsel yakınlaşmayı beklemek için eşi zorlamanın açık bir haksızlık olacağı bu nedenle mağdur olan eşin boşanma davası açma hakkı olduğu öngörülmüştür. Eşler sağlıklı şekilde evliliklerini devam ettirmekle yükümlüdür.

Gerekli fedakârlıkları yapmak, sorunların çözümü için beraberce çabalamak evliliğin devamını sağlar. Cinsel beraberlik gerçekleşmemesi nedeniyle boşanma halinin gerçekleşmesi için cinsel ilişkiye yanaşmayan eşin veya fizikken imkansızlığı bulunan eşin tedaviyi reddetmesi sorunun giderilmesine yönelik çaba sarf etmemesi gerekmektedir.  Kişinin tedavi için başvurması ve tedavi süresinin devam etmesi halinde eşin sorun giderme çabasından dolayı aleyhine boşanma davası açılamaz. Mahkeme kararlarından örnek vermek gerekirse;

T.C YARGITAY HUKUK GENEL KURULU

1992/626 Esas 1992/648 sayılı kararında özetle bu duruma değinmiştir. Kadının cinsel organının cinsel birleşmeyi engelleyici bir yapıya sahip olası nedeniyle boşanma davası açılmışsa da davalının vaginoplasti operasyonu sonucu seksüel fonksiyonunu kazanabileceği ve davalının tedaviyi kabul ettiği ancak davacı kocanın davalıyı tedavi ettirmediği anlaşıldığından, bu durum başlı başına boşanma sebebi oluşturmaz, denmiştir.

Evlilikte yaşanan cinsel sorunların bir başka boyutu da cinsel şiddettir. Birçok kadın evlilikleri sırasında cinsel şiddete maruz kalmakta ve kadın için cinsellik ve evlilik çekilmez hal almaktadır. Cinsel şiddete maruz kalan eşin bu ıstırapla evliliğini devam ettirmesi beklenemez. Cinsel şiddete maruz kalan eş boşanma davası yanında cinsel şiddet uygulayan eşinin cezalandırılmasını talep edebilir.

Sonuç olarak bu ve benzeri birçok cinsel sorun evlilikleri yıpratmakta, sona ermesine neden olmaktadır.