Monthly Archives: Kasım 2009

Güzellik düşleri hüsrana uğrarsa

Yeni bir yıla girmemize sayılı günler kaldı. Yeni yıla girerken birçoğumuz yeni başlangıçlar için radikal kararlar alırız. Kimimiz hayatımızın tamamında kimimiz de fiziğimizde değişiklik yapmak isteriz. Kendimiz de, fiziğimizde yapacağımız değişiklikler için güzellik salonlarının diyet ve estetik merkezlerinin yolunu tutarız. Bazen her şey yolunda giderken istemediğimiz sonuçlarla da karşılaşmamız mümkündür.

Estetik ameliyatlarının ve estetik müdahalelerin kötü veya beklenilmeyen sonuç doğurmasında, oluşan zararın telafisinde hukuk devreye girer. Hokka gibi bir buruna sahip olmak için estetik operasyon geçiren sonuçta eskisinden daha kötü bir buruna sahip olan kişinin maddi ve manevi zarara uğradığı aşikârdır. Maddi ve manevi zararın tazmini gerekmektedir.

ESTETİK OPERASYONDA HUKUKİ HAKLARINIZ

Estetik operasyon talebinde bulunan kişi ile doktoru arasında yazılı şekilde olmasa dahi bir sözleşme vardır. Sözleşme eser sözleşmesidir. Doktor en iyi sonucu vermeyi eseri meydana getirmeyi taahhüt eder. Hasta ise ücretini ödeyecektir. Doktor tıp ilminin kurallarını gözetip uygulamak zorundadır. Tıbbi gelişmeleri ve yöntemleri takiple yükümlüdür. Aynı zamanda hastayı aydınlatmalı, yaşanabilecek her türlü riski, acı ve komplikasyonları anlatmalıdır. Daha kolay ve zararsız yöntemlerin olması halinde hasta yararına olmak kaydıyla basit yöntemi kullanmak zorundadır. Aynı zamanda işini sadakat ve özenle yapma borcu da vardır. İşi üstlenen doktor tıp biliminin verilerini yanlış ve eksik uygulamışsa, mesleğinin gerektirdiği özel koşullara yeterince ve gerektiği gibi uymamışsa mesleki kusurunun var olduğu kabul edilir. Kusurunun olmadığını ispat yükü hekimindir. Mahkemelerce mesleki kusurun tespitinde uzman bilirkişilerce düzenlenen raporlara da başvurulmaktadır. Hekimin mesleki kusurunun varlığının tespiti halinde mahkeme maddi manevi zarara uğrayan kişinin zararının hekimce tazminine hükmeder.

Yargıtay 15.Hukuk Dairesi 1999/4007 esas ve 1999/3868 sayılı kararında dövme izini sildirmek için başvuran kişinin izinin silinememesi hatta daha çirkin görünüm oluşturması halinde doktoru sorumlu tutmuştur. Gerekçe olarak; eser sözleşmesinde taahhütte bulunan yüklenicinin(doktor)sonuç gerçekleşmezse (Kararlaştırılan, taahhüt edilen görünüm)meydana gelen zarardan sorumlu olacağını belirtmiştir. Bir diş doktorunun kanal tedavisi değil de protez(takma) diş yapması işi ve bir cerrahın tedavi değil de güzellik amacıyla insan vücudu üzerindeki tıbbi müdahale işinin eser sözleşmesinin konusunu oluşturduğunu belirtmiştir.  

Diyet ve zayıflama merkezinde kişinin sağlık durumuna ilişkin gerekli tetkikler yapılmadan uygulanan ağır diyet ve egzersiz programı nedeniyle hayatının sona ermesi ve hastanın bilgisi dışında, yeterli bilgilendirilme yapılmadan sonrasında çok ağır yan etkiler, sağlık sorunları doğurabilecek zayıflama ilacının sürekli hastaya kullandırılması hekimin ve işletmenin hukuki ve cezai sorumluluğunu gerektirir. Hekim zayıflatmak için uygulayacağı tedavi yöntemini, zayıflamak için başvuran kişiye anlayacağı şekilde açıklamak olası olumsuzlukları anlatmakla yükümlüdür. Zayıflatıcı olarak önerilen ilacın ileride çok büyük sağlık sorunlarına neden olabilme ihtimali varsa tüm olası olumsuzluklar anlatılmalı gerekli tedbirler alınmalıdır. Bilgilendirdikten sonra kişinin tedavi yöntemi ile ilgili rızasını almak zorundadır.

Yukarıda bahsettiğimiz haller hekimlerin mesleki kusurlarından, gerekli özenin, dikkatin gösterilmemesinden kaynaklanan zararlara ilişkindir. Yapılan işlem tıbbi kurallara uygunsa hekim tarafından gerekli özen gösterilmiş ve kararlaştırılan taahhüt gerçekleşmişse kişinin beğenmemesi, kendisine yakışmadığını düşünmesi gibi hallerde hekimin mesleki kusurundan bahsetmek mümkün değildir. Bu gibi hallerde zararın doğduğunu iddia ederek hekimleri zor durumda bırakmak hakkın kötüye kullanılmasıdır.